TEMEL EĞİTİM KAMPI
03-09 KASIM 2003

 

BİR EĞİTİM KAMPININ ARDINDAN

 

Geleneksel kamp yeri hareket noktamız olan BP benzinliğinde buluşuyoruz potansiyel dağcı! doğa severler olarak. Daha önce görmediğim pek çok insan var. Toplam sayımızın 21 olduğunu öğreniyorum. Üç eğitimci ile birlikte eder 24.Bu eğitim kampı için gerçekten kalabalık bir kadro diyebiliriz.

 

Eğitim kadrosu: Murat  Şen (Federasyon Yetkilisi ve Eğitimci)

                           Mustafa Kızıltaş (Eğitimci)

                           Ali Şahin (Eğitimci)

 

Dağcı Adayları: Çağrı, Çiğdem, İpek, Bahtiyar, Hanife, Vildan, Handan, Güler, Annette,

   Ayşe Filiz, Ayla, Sabahat ve Ayşen Hanımlarla,

                           Tevfik, Kazım, Muzaffer, Zeki, Selahattin, Eralp, Hayati, Haluk Beyler.

 

Aday Destekleyicileri (Misafirler): Canan, Beray, Deniz Hanımlar ve Demir, Zekeriya, Cenk,

   Okan, Ali, Hıdır Beyler ve Mustafa Bey ve eşi. Hatırlayamadıklarım varsa

   özür dilerim, onlarda hoş gelmişlerdi!

 

Yemek Destek: Garson Gündüz

 

Hareketimiz yedi araçlık konvoy oluşturulması ile başlıyor. Gideceğimiz yer aslında pek çoğumuz tarafından halihazırda bilinen bir yer. Uyku Vadisi. Zaten kulübümüzün de herkesin mağarası ile hatırlayacağı Uyku Vadisi’ne düzenli olarak her yıl hafta sonu gezileri düzenlediği malumunuz. Değirmen Başı restoranta ulaşıldığında normalde planlanan ve daha önceki yaz temel eğitim kampı için de konuşlanılan yer yerine restoranın hemen yakınında bir yere şerit halinde kuruyoruz çadırlarımızı. 17 tane çadır diziliyor yan yana.

 

Ben Eralp ile eşleşiyorum. Kulübün çadırında kalacağız birlikte. Genç ve azimli arkadaşımız hemen belli ediyor kendisini grup içinde, heyecanı ve tez canlılığı ile.

 

 

Pazartesi 1, gün Hava güneşli. Gayet güzel.

 

Öğleden sonra eğitim programı okunuyor ve dağcılık federasyonu için gerekli formlar dolduruluyor.

 

Teorik derslerimizi alacağımız bölümde ilk sürprizimle karşılaşıyorum. Daisy. Hayatımda daha önce hiç bu kadar büyük bir köpekle karşılaşmamıştım. Ve dahası yan yana eğitim almamıştım. Neyse köpek korkum anlaşılmıştır sanırım. Ama hiç günahını alamayacağım çünkü cüssesi var kendi yok hayvancağızın. Benden başka herkese sevdiriyor kendisini kolayca.

 

Kayıt formlarının doldurulmasını müteakip eğitim programı veriliyor. Sabah altı buçukta kalkacağımızı hiç düşünmemiştim. Neyse oyunu kuralına göre oynamaktan başka yapacak bir şey yok. Üstüne üstlük birde kahvaltı hazırlamakta görevliyseniz o sabah unutun bakayım uykuyu. Altı da ayaktasınız.

 

06:30                           Kalk

07:00-08:00                 Kahvaltı

08:00-12:00                 Ders

12:00-14:00                 Yemek

14:00-17:30                Ders

17:30                           Yemek

23:00                           Tam Sessizlik

 

Murat Hoca pek boş bırakacak gibi gözükmüyor bizi. Teori ile başlıyoruz hemencecik.  Düğümler ile dolanıyoruz önce. Bir kördüğüm, sonra alttakini içinden geçir, ikiye katla, ipi atlattır derken kendimizi kaybediyoruz. Gözümden hiç gitmeyen manzara tüm akşam boyunca herkesin elinde bir ip puzzle çözer gibi bir düğüm atıp bir çözmesi oluyor. Hem eğlenceli hem zor. Hem estetik hem kolay.

 

İlk günün yorgunluğu ve heyecanı ile erkenden damlıyorum çadırıma. Uyku tulumuma yerleşiyorum şöyle bir. Özlemişim be gerçekten.

 

Salı 2, gün Yine güneşli güzel bir gün.

 

Daha ilk kamp sabahında da nöbetçi olunmaz ki! Altıda ayaktayız benim nöbetçi ekiple birlikte. Birimiz ekmek alma derdinde, birimiz çay, birileri kahvaltılıkları çıkarmakla meşgul.

Sekizde başlıyor eğitim. Doğada yürüyüş tekniği bilgisi veriliyor öğleden önce.

 

Öğlen yemeği ton balıklı sandviç.

 

Düğümler devam ediyor öğleden sonra. Hava durumunun kötüleşeceği bilgisi alınıyor. Yarın gece yağmur var. Akşam yemeğini müteakip yine ipler ellerde sohbet grupları kurulmuş durumda.

 

Çarşamba 3, gün Hava güzel. Güneş ısıtacak gibi bizi.

 

Bugün uygulama günü. Yani tırmanma ve iniş eğitimi için yukarı çıkacağız. Oh be diyoruz. Biz bunun için burada değil miyiz zaten. Herkes kendisine verilen malzemeleri almış olarak gidiyoruz eğitim alanına. Sözlü olarak anlatılan tırmanma ve iniş eğitimini müteakip gruplara ayrılarak çalışmaya başlıyoruz. Öncelikle tırmanma platformundayım. Apartman çocuğu olmadığımı söyleyebilirim. Yani hemen bir kayalık görsem ne var be burada iki dakikada tırmanırım diyebilecek kadarda ukala olabileceğim halde daha üç metre çıkınca anlıyorum anyayı konyayı. Bir yerde kopuyorum, ayaklarım titremeye başlıyor. Tek güvencem emniyetimi alan arkadaşıma olan güvenim. Gücüm tükenene kadar zorluyorum. Amaç ipe bağlı karabinayı öpmek. Bırakın öpmeyi dokunsam yetecek bana. Serde kolay dedik ya. Neyse güç bela tırmanarak dokunuyorum. İple iniş yapmasam sonum gelmişti herhalde diye düşünüyorum. Neyse daha sonra iniş yapmak üzere kayalıklara yürüyoruz bir grup. Mustafa Hocanın anlatımı ile başlıyorum inişe. Kesinlikle muhteşem bir duygu. Boşlukta, küçücük bir ipe asılarak inmenin verdiği korku ile  yapıyorum ilk inişimi. Keşke yukarıya bir teleferik veya asansör sistemi yapabilseydikte tekrar tekrar inebilseydim diyorum kendi kendime.

 

Herkesin inişini tamamlamasını müteakip dönüyoruz kamp alanına. Yine aynı sahne. İpler ellerde.

 

Yağmur yağmaya başlıyor ben yattıktan az sonra.

 

 

Perşembe, 4, gün  Islak daha da ıslak olacak!

 

Eralp' in sulu feryadı ile uyanıyorum gece yarısı. Çadırımız su içinde. Ah be nereden serdik şu tenteyi çadırın altına. Yapacak bir şey yok. Sabahı bekliyoruz. Yağmur tüm gece sürüyor. Sabah uyanır uyanmaz uyku tulumlarını ve matları kurutmak üzere restoran kısmına götürüyoruz hemen. Çadırın yerini değiştirip kurutmak gerekecek.

 

Hayat devam etmek zorunda ders başlıyor sekizde yine. Murat Hoca affetmez demiştim. Dağcılıkta kullanılan malzemelerle öğleni ediyoruz. Öğlen yemeği ton balıklı sandviç.

 

Yemeği müteakip çadırımızı Mustafa Hoca nın çadırının yanına alıyoruz. Yağmur aralıklı olarak devam ediyor. Şansa bak köylülerin uyarısı ile çadırı kurar kurmaz tekrar taşımak zorunda kalıyoruz. Tabi Mustafa Hoca da kendi çadırını taşıyor bizimle birlikte. Akarsuyun bizim olduğumuz bölgeye kadar taşma ihtimali varmış. Allah tan bu dersi henüz görmemiştik, yoksa yazık adamcağız eğitimci olarak bunu açıklayamazdı herhalde.

 

Şansa bak daha doğrusu derse bak. Akşam yemeğini müteakip akşam eğitiminin konusu Kamp yeri seçimi ve çadırın kurulması. Anlatanda Mustafa Hoca. Ah be hocam dün anlatsaydın ya şu dersi.  

 

Yağmur tüm gün sürüyor. Bizim için gerçek bir yağmur tecrübesi olduğunu söyleyebilirim. Birkaç arkadaşın daha çadırını su basmış. Başka çadırlara taşınanlar oluyor.

 

Bugün Ayşen’in köpeği Dost’ta  katıldı aramıza. İtiraf etmeliyim ki buna pek sevindiğimi söyleyemeyeceğim. Daisy ile pek geçinemeyecekleri açık olmakla birlikte, ikisinden de uzak durmak içgüdüsü ve gayreti içinde bir stres daha eklemek zorunda kalıyorum hayatıma.

 

 

Cuma 5, gün  Hava kapalı ama yağmur yok.

 

Eğitime kapalı alanda devam ediyoruz. Dağcılıkta kullanılan malzemeler. Gerçekten tüm dersleri büyük bir ilgi ile izleyerek not tutuyoruz tüm arkadaşlar olarak. Merak ettiğimiz o kadar çok şey var ki. Sorular hiç eksik olmuyor. 

 

Öğlen yemeği ton balıklı sandviç.

 

Öğleden sonra hem aldığımız teoriyi sınamak adına, hem de eğitim programının bir parçası olarak kısa bir yürüyüş yapıyoruz. Bu gerçekten iyi geliyor herkese. Çünkü oturmaktan ve durmadan yemekten sıkılmıştık artık. Tüm arkadaşların ortak fikri burada zayıflamayı düşünürken kilo alıp gitmeleri olmuştur herhalde.

 

Yarın sınav var. Teoride aldığımız bilgilerin ölçülmesi gerekiyor. Ne kadar ilginç, grubun büyük çoğunluğu garip bir heyecan ve stres altında. Sanırsınız matematik sınavı var. Herkes çalışma gayretinde.

 

 

Cumartesi 6. Gün  Güneş bir gösterip bir saklıyor kendini

 

Teori kısmını kısada olsa haritacılık, meteoroloji ve ilk yardım derslerini de alarak tamamlıyoruz.

 

Öğlene doğru tekrar tırmanış ve iniş eğitimine gidiyoruz. Ali Hocanın ayarıyla daha önce iniş yaptığımız yerden tırmanmayı deneyeceğiz. Of gerçekten zormuş bu iş. Bu sefer pes etmek zorunda kalıyorum. Benim dışımda tüm grupta bir yerde kesiliyor. Hatta hocalarımız bile başta yenilgiyi kabul ederek ama daha sonra büyük gayret  sarf ederek ve enerji harcayarak çıkıyorlar o zorlu alanı. O alanı çıktığımız gün gerçekten bu işi yapabileceğimizi daha doğrusu dağcı olabileceğimizi anlayacağız.

 

Öğlen yemeği ton balıklı sandviç. Sabah ve öğlen yemeklerinin hep aynı olmasının sıkıcılığını varın siz düşünün. Ama gelin görün ki her gün ve her seferinde sanki ilk defa yiyormuşum gibi saldırdım tüm yiyeceklere,  gidene kadar. Kamp psikolojisi sanırım. Başka ne olabilir ki! Obez olacak değilim ya?!!!  

 

Saat 16:00 da başlayan sınav , düğüm sınavını da içine alarak bitiyor. Tüm arkadaşlar başarı ile geçiyorlar sınavı. Zaten öylede olması gerekirdi çünkü herkes hakkını verecek derecede hazırdı sınava.

 

Akşam kamp ateşinin etrafında söylenen şarkılarla son gecemizi süslemeye çalışırken Murat Hocanın talimatı ile yapamadığımız gece yürüyüşü için çıkıyoruz yola. Saat 24:00 ı biraz geçerekten döndüğümüzde yarın evime dönüyor olmanın heyecanı içinde uyku tulumumun sıcaklığına koşuyorum.

 

Canan ve Beray Hanım’da katılıyorlar son gece bizlere çadırlarını kurarak.

 

Pazar 7, gün ayrılış. Mis gibi bir hava karşılıyor bizleri.

 

Son gün olmasının verdiği rahatlıkla ve Murat Hocanın  da onaması ile bayağı geç kalkıyoruz son sabahımızda. Sekizde ayaktayız. Tatlı bir telaş etrafta, birileri çadırını topluyor, birileri eşyalarının derdinde. Yok öyle kaçmak son gün diye kahvaltıcılarda görev başında yine. Saat 12:00 civarı vedalaşma konuşmasını müteakip grup resimlerini çekiniyoruz.

 

Herkesin bir şeyler aldığı, öğrendiği, paylaştığı bu eğitim kampı sonunda  artık yatağımıza ve sıcak banyomuza kavuşacak olmanın heyecanı içinde ama yine bu güzel birlikteliğin son bulmasının verdiği hüzünle ayrılıyoruz eğitim alanından.

 

Kazım Argün