CİPCİK

Şu yaşımıza geldik, nihayet 19 yaşında da olsa internetten bir cip bulup Ankara'ya almaya gittik.

Sanayi, alım satım vs. işlerini hallettikten sonra keyifle binerek dönüş yoluna çıktık. Daha Ankara'dan çıkmadan bastıran kar yagışını umursamadan ilerlemeye başladık, nede olsa cibimiz vardı.

Sivrihisar'dan sonra kayarak yoldan çıkmış ve kara saplanmış araçları kurtarmaya başladık. Cipciğimizin önünde 6 tonluk bir vinci vardı, edilen teşekkürlerle ve cipcik sahibi olmanın getirdiği havayla iyice şişmiştik. Balayına çıkmış ve yoldan aşagı uçmuş çiftin arabasını kurtarırken, vincin halatının cibin tamponuna sıkışması sonucu vinçten gelen ve adeta yüreğimi yırtan gırç sesiyle vinç iptal oldu. Düştüğü yardan vinç sayesinde  yarısına kadar çekebildiğimiz aracı, yoldaki yardımsever insanlarla anlamsızca iterek çıkartmaya uğraşırken, bu anlamsız uğraşıdan kurtulmamı, geri geri yokuş aşagı kayarak gelen, önündeki ilk hedefi cipcik olan ve duramayan tır sağladı. Telaşla cibi tırın menzilinden uzklaştırdığımda, zatürre olma adayı, ya da en iyi ihtimalle tatillerinin kalanını grip olarak geçirecek balayı çiftinin de menzilinden uzaklaşmış olduk.

Her yanı kaplamış ve sürekli yağmakta olan karın oluşturduğu beyazlıkta, yorulan gözlerle dikkatlice ilerlemeye çalışırken, Köroğlu Beli'nin altında hayalet gibi birileri, birşeyler işaret ediyorlardı. Ben bunların jandarma olduğunu son anda anladım ve anladığım anda hafifçe frene basarak vincin ne kadar basit bir sorun olduğunu farketmemi sağlayan kontrolsüz dönüşümü başlattım. İkinci dönüş sırasında sırf birşeyler yapmış olmak için el frenini çekerek topaç gibi dönüşümün hızlanmasına neden oldum. Cipcik sağ arkadan refüje bindirerek yavaşladı ve bir süre sonra nihayet durdu. Dönüş esnasında bir ara tavuk gibi kaçışmalarını farkettiğim Mehmetçikler, durduğumda koşarak yanıma geldiler ve yolda buzlanma olduğunu işaret etmeye çalıştıklarını söylediler.

Afyon'da zincir alacağıma söz vererek ve cibi arazi vitesine takarak jandarmadan ayrılabildim. İncelen kar yağışıyla birlikte silecekler buzlandı ve camı temizleyemez hale geldi, inip camı ve sileceği temizleyene kadar donuyordunuz ve geri araca binip ısınamadan cam ve silecekler aynı hale geliyordu. Bu buzdan kısır döngüyle Afyon'u 20 km. geçip, Kütahya yol ayrımına kadar ilerleyip mola verdik. 2.5 saatlik yolu 5.5 saatte alabilmiştik. İçilen kahvelerin yorgunluğu alacağını umarak tekrar yola çıktık ama polis yolu kapatmış, araç geçişine izin vermiyordu. Yolun ileride tıkalı olduğu, ne zaman açılacağının belli olmadığı ve bir yerlerde oyalanarak yolun açılmasını beklememiz gerektiği söylendi. Zaten 1 saat sonra hava kararacaktı ve yolun riski intihar boyutuna çıkacaktı. Bu nedenle hemen dibimizde duran termal otele kapağı attık. Kredi kartı geçiyordu, yağmur gibi puan toplamak ve kartın ödeme günü geldiğinde kale surlarının altında kredi kartı kabul ederek çalışmak riskini göze alarak, 5 yıldızlı konfora daldık. Zaten yarım saat sonra otelde yer kalmadı.

Cipciğe uygun zincir bulamayıp, kamyon zincirini kesip uydurarak zincir sahibi olana kadar sanayide 2.5 saat geçti ve donan yerlerimi termal havuzun aşırı sıcak ortamında çözülmeye bıraktığımda, havuzun 2 metre ilerisinde cam bölmenin ardındaki karlara bakarken içim donuyordu. Vucut öylesine şaşırmıştı ki, gece uyurken boyun tarafımdan terlerken, alt tarafımdan üşüyordum.

Sabah bizi puslu ama yağışsız bir havayla karşıladı. Camımız donmadan, kayma riski zincirle en aza indirilmiş ve dinlenmiş olarak keyifli bir yolculuğa başladık. Sandıklıya 30 km. kala şiddetlenen rüzgarın uçurduğu karlarla yol görünmez oldu. Bu fırtınayı anlatmak mümkün değil, önümden gitmesinden nefret ettiğim kamyonlardan birini yakalayana kadar çok zor ilerledik, kurtarıcımız kamyonun peşinde fazla gidemedik, Sandıklı'ya 10 km. kala yol tıkandı. 155'ten kaza sonucu yolun tıkandığını ve beklemekten başka yapacak bir şey olmadığını ögrendikten sonra, ful depo rahatlığında çalışan kaloriferin sıcaklığında,ruzgarın beşik gibi sallamasıyla  1.5 saat bekledik. Yol açıldıktan sonra uydurma zincir dağıldı, trafiği tıkamamak ve karsız uygun bir yer bulmak için ilerlerken, zincir tak tak cipciğe vurup durdu. Zincirden kurtulurken, çamurluğun fena halde yırtıldığını gördük.

Dinar'ı 10 km. geçince kara kış arkada kaldı ve yolun kalanı normale döndü. Aldığımız cibi iki günde, anasının pazardan aldığı oyuncak arabayı 10 dakikada bozan çocuklar gibi dağıtmış olduk.

Karın rezilliğinden uzak, keyfiyle dolu bir kış geçirmeniz dileğiyle,

Kaan.