KARŞI KÖŞE
Bodrum'da son zamanlarda tuhafmı tuhaf bir grup ortaya çıktı.

Allah'ın her haftası nerde biraz sivri tepe görürlerse başlıyorlar . tırmanmaya. Önceleri halk arasında yaygın hayalet efsanelerinden biridir dedim ve gülüp geçtim. Söylentilerin ardı arkası kesilmedi. Bir Pazar dağda bir çoban rastlıyormuş, diğer Pazar ot toplamaya Çlkmış bir grup köylü kadın. Sonra öğrendik ki söylentinin aslı varmış. Kendilerine de ''doğa sporcuları'' diyorlarmış. Cirit atma, deve güreşi gibi geleneksel ata sporlarımız dururken., hadi onları da koyduk bir kenara futbol gibi dünya alemin oynadığı o pek makbul oyunu varken bu '' doğa sporu'' da neymiş! O zaman ömrünü keçileriyle beraber dağlarda geçiren Çoban Osman da '' doğa sporcusu '', kendisine söyleyeyim de sevinsin bari.

Herkes bu İnsanların aklından biraz zoru mu var diye sormadan edemiyor. Yoksa hangi akılIı adam, bütün milIetlerin yan gelip yatma günü ilan ettiği elmas kıymetindeki Pazar gününü o bayır senin bu tepe benim hababam dolaşır ? Muhtemelen akşamdan kalmayken öğleye kadar yatıp sonra mükelIef bir Pazar kahvaltısına oturmak varken; sabahın köründe yollara düşüp bu gönüllü çileye kim razı olur? Üstelik aralarında doktorlar , mühendisler hatta çocuklarmızı teslim ettiğimiz öğretmenler bile varmış.

Başlarındaki komutan ne yönü gösterirse hepsi kuzu kuzu o tarafa gidiyormuş. Sanki bir yere yetişeceklermiş gibi acele acele yürüyüp yine komutanları ne zaman izin verirse çantalarından. çıkardıkları kuru azıklarını bir köşeye çöküp yiyebiliyorlarmış. Aralarından biri arkada kalıp yetişemezse o biçareye ne yaptıkları herkes için merak konusu... Artık dağ başında kurda kuşa yem olarak rnı bırakıyorlar orası meçhul .Bu mürekkep yalamış adam hangi akla hizmetle bu eziyete katlanıyor bilen yok ama rivayet muhtelif Kimisi '' bunlara büyü yapılmış '' diyor, kimisi '' şeytanın Ianeti'' ; kimileride ''beyinlerini mi yıkıyor'' diye soruyor. Galiba bunu anlamak için gizlice aralarına sızıp içerden bilgi almaktan başka çıkar yol yok. İz üstündeyim .Başlangıç için yetecek kadar bilgi topladım. Çarşamda günleri karanlık basınca . bir çıkmaz sokakta virane bir evde toplanıyorlarmış. Kadın erkek ,yaşlı-genç saatlerce içeride kafa kafaya verip konuşuyorlarmış. Hatta bazan ışıkları söndürüp zifiri karanlıkta bir makine kurarak tuhaf resimler seyerettikleri bile anlatılıyor. Azmettim bu işi aydınlığa kavuşturacağım. Hele bir de onlara yetişemez geride kalırsam vay halime, çekip vururlar rnı artık bilemiyorum. Anlayacağınız bu fedakarlığı bile göze aldım, yeter ki bu sır perdesini biraz aralayıp bana düşen toplumsal vazifeyi layıkıyle yerine getireyim.

Aslına bakarsanız istesem onların Çıktığı yavru tepelerin on katına çıkarım. Övünmekten nefret eden biri olduğumdan mecbur kalmasam hiç bunları anlatmazdım. Spora olan merak ve yeteneğim ilkokulda yavrukurt olduğum günlere dayanır. Tanıyanlar bilirler oldukça sportmen bir vücuda sahibimdir. Her gün evden kahveye gidiş-dönüş yaklaşık 700 mt. mesafeyi yürüyerek katederim. Hiç unutmam askerde ZebelIah Yusuf denen adı gibi pek kuvvetli Artvinli bir delikanlı vardı. Bir defasında bütün koğuşun gözleri önünde onu bilek güreşinde bağırta bağırta yenmiştim.

Gerçi '' ayağıma bastı, şike yaptı'' gibi çamurlar atmaya kalkıştı ama bu lafları edenleri kendi vicdanları ile başbaşa bırakıyorum. Ayrıca milli sporlarımıza olan merakım yöremizde düzenlenen hiçbir deve güreşini kaçırmamamdan da anlaşılabilir. Sportmenliğiyle övünmeyecek kadar alçakgönüllü biri olduğumdan şimdiye kadar tüm bu gerçekleri hiç vurgulama.gereği görmedim. Ne zaman ki kırda bayırda aylak aylak gezen insanlar kendilerine ''sporcu'' diyecek kadar cüret gösterdiler benim de sabrım taştı. Takdir edersiniz ki nihayetinde ben de bir insanım.

SPORTMEN